..:: Haberler ve Duyurular ::..
MOBBING - Çalışma Yaşamından Örnek Olaylar
Prof. Dr. Pınar Tınaz'ın Çalışma Yaşamından Örnek Olaylar adlı kitabının genişletilmiş III basımı yayınlandı. ...
..:: Yazılı Basından ::..
Hukuksal ve Psikolojik Boyutuyla Mobbing

Woman Route Dergisi, Eylül-Ekim 2011
..:: TV Programlarından ::..
Kanal D - Muhabbet Kralı
22 Aralık 2009
GİZLİLİK İLKESİ
Bu siteye yapılacak başvuru ve açıklamalar gizli tutulur;
üçüncü gerçek ve tüzel kişilerle paylaşılmaz.

Bu sitede yer alan yazı, görüş ve açıklamaların her hakkı mahfuzdur; kaynak gösterilmeden iktibas edilemez, kullanılamaz.
Fransa'da, mobbing'in cezası 15 bin euro ve bir yıl hapis…

Prof. Dr. Tınaz, ülkemizde mobbing'in ilk farkına varanlardan. Kendisi çalışma psikoloğu, halen Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm Başkanı.
Çalışma yaşamının en önemli ve hassas konularından biri olan çalışma psikolojisi çerçevesinde bireysel veya kurumsal hizmet vermeyi de hedefleyen Prof. Dr. Pınar Tınaz ile mobbing'in nedenleri ve etkileri üzerine konuştuk.
Bir eylemin mobbing olması için gerekli olan şartlar nelerdir?
Mobbing kavramını, işyerinde psikolojik şeklinde tanımlayabiliriz. Eylemin mobbing olarak adlandırılabilmesi için birinci şart, işyerinde gerçekleşmesidir. Tamamen manevi bir taciz söz konusudur; herhangi bir fiziksel güç uygulamasından bahsedilemez. Taciz niye yapılır? Kişiyi yıldırmak, usandırmak için. Burada da amaç, kişiyi o işyerinden uzaklaştırmaktır.
Mobbing'in tanımsal açılımını; 'Bir ya da birkaç kişi tarafından, bir başka kişiye yönelik, düşmanca ve ahlak dışı bir davranış geliştirilmesi tarzında ortaya çıkan bir iletişim' şeklinde yapmak mümkün.
Örneğin, kişi odaya girdiğinde konuşulanlar kesilir veya konu değiştirilir. Kılık kıyafetiyle alay edilir.
Çok hoş bir çalışma ortamı, diyelim. Çeşitli etkinlikler düzenleniyordur. Bayram, yılbaşı, doğum günü kutlamaları vs… Derken bu kişi oraya çağrılmaz olur. Geldiği, gittiği saat konuşulur. Çay içtiği, tuvalete gittiği zamanlar, ne kadar çalıştığı üzerine dedikodu yapılır.
Bütün bunlar mobbing olarak görülecek tacizler. Ama burada önemli olan bir konu daha var, tacizin süreklilik arz etmesi.
Psikolojik tacizde bulunan kişinin o gün kötü bir gününde olduğu farz edilebilir; bir sıkıntısı vardır, bir şeye sinirlenmiştir, diye düşünülebilir. Dolayısıyla, bir kere yapmış olması mazur görülebilir. Ama bu kapsamdaki eylemler sistematiklik arz ettiği, uzun bir süre devam ettiği taktirde mobbing davranışı kapsamına girer.
Psikolojik tacizin mobbing sayılabilmesi için belirlenmiş bir süre var mı?
Bu konuda yasal yaptırımların olduğu, konuyla ilgili ilerlemelerin kaydedildiği ülkelerde bu süre en az 6-7 ay olarak belirlenmiş durumda. Bu ülkelerin yasalarında mobbing ile ilgili yaptırımlar, cezalar var ve mahkemeye gidilebilmesi için mutlaka bu süre şartının yerine gelmiş olması gerekiyor. Ancak daha kısa süreli bazı istisnai durumlar da mevcut. Bu gibi olgularda da mobbing tanısına varılması mümkün. Saptanmış çeşitli kriterlerin gerçekleşmiş olması gerekir.
Bunun ispatı zor olsa gerek…
Evet, ispatı zor ama kazanılan davaların sayısı gittikçe artıyor. Bu ülkelerde her şey oturmuş. Mobbing konusunda en gelişmiş ülke İşveç ve tabi diğer İskandinav ülkeleri. Hemen ardından da Fransa, İtalya, Almanya geliyor. Mobbing uygulamanın cezası Fransa'da bugün 15 bin euro ve bir yıl hapisten başlıyor.
Peki Türkiye'deki durum nasıl?
Türkiye'de maalesef kavram çok yeni. Bu kelimeyi, bu olguyu Türkiye henüz yeni tanınıyor.
Burada altını çizmem gereken bir nokta var. Ülkemizde, Yargı organı tarafından "mobbing" ya da "psikolojik taciz" olarak adlandırılmamakla birlikte, İşyerinde Psikolojik Taciz adlı kitabımda da tanımladığım gibi tipik mobbing olgusunu yansıtan ve çalışanın anayasal temel hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik çeşitli kararlar bulunmaktadır. Ancak, bir kaç ay önce "Türkiye'de kazanılan ilk mobbing davası" şeklinde bir manşet basında önemli yer aldı. Bu davanın kararında, çalışanın anayasal temel hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik açılmış ve kazanılmış davalardan farklı olarak "mobbing" kavramı ilk kez kullanıldı ve bilimsel yapısına uygun tarzda tanımlandı. Bu, ülkemiz için konuyla ilgili olarak atılmış çok önemli bir adım.

Mobbingi kimler, kimlere uyguluyor?
Öyle bir süreç ki, hepimiz, tüm çalışanlar, bu süreç içinde rol almaya adayız. Ama mobbingci olarak, ama kurban olarak… Bu arada bir grup daha var, o da izleyiciler.
Aslında herkes birbirine uygulayabilir. Üç çeşit mobbingden söz edebiliriz:
• Yukarıdan aşağıya, yani amirden asta doğru.
• Eşdeğerler arasında, yani aynı olanaklara sahip, aynı düzeyde çalışanlar arasında,
• Asttan üste doğru.

Şirketlerin mobbing uygulaması söz konusu mudur?
Elbette, bir örgütün stratejisi olarak da uygulanabilir.
Örgütler mobbing uygulamaya neden gerek duyar?
Çeşitli sebepleri olabilir. Örneğin; istihdamın daraltılması amaçlanabilir, çalışanların daha genç nüfustan oluşması istenebilir, ki düşünün bir çalışan 7-8 yıldır o işletme için çalışıyor. Çok başarılı. Bu güne kadar o işletmeye bir dolu artılar sağlamış ama işletme açısından belli bir maliyete gelmiş. İşte bu noktada işletmenin düşüncesi şöyle gelişebilir: 'Zaten işler oturdu, aynı pozisyon için daha genç bir elemanı istihdam edersem, bunun bana maliyeti daha az olabilir.'
Bu durumda, elemanı kaçırtmak için, örgütsel bir strateji olarak mobbing yaptırımı söz konusu olabilir.
Bu arada, şunu söyleyeyim. Almanya'da mobbing'in yasal açıdan kabul görmesinde sendikal çalışmalar çok etkili. İsveç'te ise durum çok farklı. Bu ülkede devletin getirdiği ve yasalaştırdığı bir takım kararlar var. Almanya'da, sokaktaki kişiyi çevirin sorun, kültür düzeyi ne olursa olsun "mobbing"in ne demek olduğunu biliyor.
Mobbing uygulanan kişiler, diğerlerinden daha başarılı ya da daha ümit vaat eden çalışanlar mıdır?
Aslında bu bir araştırma sonucudur. Bugün bir araştırma yapar ve bu bağlamda sonuçlar elde edebilirsiniz. Ancak mobbing öyle bir şeydir ki; ne cinsiyet, ne kültür, ne sektör farkı gözetir.
Genelde her sektörde mobbing uygulanır. Ama araştırmalara baktığınız zaman, sağlık ve eğitim sektöründe belirgi bir fazlalık görüyoruz. Ama şu bir gerçek ki, genel bir sonuç çıkarmak yanlış. Elbete ki başarılı bir kişi mobbing mağduru olmaya aday. Çünkü başarıları kıskanılabilir. Ama karşısında kim var, kim yok, o da önemli.
Siz mobbinge uğradınız mı?
Mobbing'e uğramamış insan yok. Uğradığınız psikolojik tacizin şiddeti farklı olabilir tabi ki.
Uluslararası alanda yapılmış çalışmaların sonuçlarına baktığımızda ortak nokta; işyerinde psikolojik taciz mağdurlarının sayısının, fiziksel şiddet ve cinsel taciz mağdurlarının sayılarından çok daha fazla olduğudur.
Mobbingten kurtulmak için ne yapmak lazım?
Başka bir ülkede olsak bir dolu şey sayabilirim. Örneğin, şu telefon numarasını, şu mobbing merkezini arayın, diyebilirim. Çünkü, yurt dışında 24 saat hizmet veren mobbing merkezleri var.
Bizim ise şu anda yapacağımız şey, farkındalığın artması için, çalışmak. Aynı şekilde şirketler de gerek çalışanlarını, gerek varlıklarını ve imajlarını korumak adına, görevi ne olursa olsun istisnasız her çalışanı bu konuda bilgilendirmeli.
Fiziksel ve ruhsal semptomlar ağırlaşıp kronik bir hal almadan ve tedavisi güç bir sendroma dönüşmeden önce kişinin, öncelikle işyerinde psikolojik taciz kurbanı olup olmadığını anlaması gerekir. Bu da ancak farkındalığın artırılmasıyla sağlanabilir. Farkındalığa giden yolun açılması ise, yeterli bir bilgilendirme ile mümkündür. Mobbing olgusunun farkına varıldıktan sonra mobbing tanısında ve evre evre uygulanması gereken yöntemler konusunda uzman ve yetkili bir danışmanın yardımıyla durum değerlemesi yapılmalı ve ardından zaman yitirilmeden uygulamaya geçilmelidir. Zira ancak konunun uzmanı olan bir kişiden alınacak yardımla çözüme ulaşmak ve mobbingden kurtulmak mümkündür. Yabancı ülkelerde mobbing uzmanlarının, çalışma psikoloğu olmaları; veya konuyla ilgisi bulunan çeşitli bilim alanlarında yetişmiş kişilerin, çalışma psikolojisi eğitimini de bir şekilde almış olmaları şartı aranmaktadır. Çünkü sadece psikolog olmak yeterli değildir. Ayırıcı tanıyı yapacak uzman, çalışma yaşamını ve örgüt yapısını da çok iyi bilmelidir.
Mobbing, asla göz ardı edilmemesi gereken bir konudur. "Elbet bir gün düzelir" veya "bu da geçer" diye bir düşünce yanılgısına kapılmamak ve gerçeği olduğu gibi kabullenerek olumsuzluğun hissedildiği ilk andan itibaren mücadele vermek gerekir.